Yazı Detayı
09 Mart 2019 - Cumartesi 23:35 Bu yazı 210 kez okundu
 
ALDATTILAR BİZİ!
Asena Gülsüm GÜNEŞ
asena_gunes_24@hotmail.com.tr
 
 

İnsanların inandıkları ve somutlamaya çalıştıkları şeytan, kendi yarattıkları şeytandan daha masum…

Hiçbir şeytan bir insandan daha tehlikeli olamaz.

Merhaba Halkın Sesi okurları!

Aldatmak, aldanmak, aldatılmak, kandırılmak…

Bu kelimelerin ilişkiler üzerindeki etki ve nedenleri üzerine konuşacağız bu hafta.

Yargılamayı toplum olarak çok seviyoruz fakat yargılıyor olduğumuz şeylerin içinde kendimizi, ikiyüzlülükle çok zaman buluyoruz. “Aldatmak” konusu bunlardan biri. “Duydun mu bizim Mehmet, karısını aldatıyormuş. Yeni genç sevgili bulmuş.” ya da “Bizim Ayşe başka adama kaçmış kocasını çocuklarını bırakıp.” cümlelerini farklı isimlerle ne de çok duyar olduk. Komşumuzun, yakınımızın, uzağımızın yahut hiç tanımadığımız insanların açığını arayıp; bulup konuşuyor olmanın çirkinliğini bir kenara bırakarak başka bir konu üzerinde yoğunlaşacağım. Neden?

Eşlerin, sevgililerin ya da daha genel olarak insanların birbirini çeşitli konular üzerinden kandırıyor olması kabul edilebilir değil lakin başka bir soru sorayım. Neden karşı taraf “aldatma” ihtiyacı duyuyor? Neden seçtiği ve sevdiği insanla yetinemiyor, neden eksik hissediyor kendisini? Kısaca Nasrettin Hoca’nın “ben suçluyum tamam ama hırsızın hiç mi suçu yok?” sorusunu iki taraf da kendisine neden soramıyor?

Mutsuzuz.

Çoğunlukla mutsuzuz hem de. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü geride bıraktığımız şu günlerde aldatılan kadınlar olarak sormamız lazım kendimize: Bizim hiç suçumuz yok mu? Evlendikten sonra eşlerimizle ne derece ilgileniyoruz? Ya da ne kadar dikkat ediyoruz kendimize? Bakıyor muyuz eskisi gibi vücudumuza, çocuklara kendimizi adarken bir eşimiz olduğunu hatırlıyor muyuz ara sıra? Eşimiz sevdiği, severek evlendiği kadını evlendikten sonra görmeye devam ediyor mu karşısında? Bu soruları kendimize soracak kadar cesaretli davranıyor muyuz ve yitip giden evliliğimiz için ne gibi fedakârlıklar yapabiliyoruz?

Ya da erkekler için konuşalım. Sevip, evlenmek için çırpınıp nikah masasına zar zor oturttuğumuz eşlerimize evlendikten sonra aynı alakayı gösteriyor muyuz? Nasıl olsa artık benim, psikolojisini yendik mi? Bir kadının daimi bir ilgiye, sevgiye ihtiyacı olduğunun farkında mıyız? “Çalış, evi geçindir, eşinin ve çocuklarının maddi ihtiyaçlarını karşıla”dan öteye geçebiliyor muyuz? İlgi gösteriyor muyuz ki ilgi görmediğimiz için şikâyet etmeye hak buluyoruz kendimizde? Ya da bir başka kadında, zamanında bizim eşimizde olmayan ne bulduk? Bu soruları ne kadar cesurca sorabiliyoruz kendimize?

Başka bir açıdan bakalım, paramızı kaptırdığımız dolandırıcılar üzerinden konuşalım. Çok sık oluyor değil mi, saadet zincirlerine ya da din tüccarlarına kerelerce para kaptırdı; geçinemediğini iddia eden insanımız. Hem de milyarlarca lira, yüzlerce altın… Karşılığı olan para çoğunlukla bir araba yahut ev parası… Yakın uzak fark etmez, ihtiyacı olana “yok” deyip yardım etmezken, yastık altı ettiğimiz paraları, daha çok kazanmak adına kaç kere kaptırdık? Ya da büyü var senin evinde, bozacağım deyip evdeki paraları, altınları isteyen din tüccarlarına kaç kere inandık? Evet, suçlu bizi dolandıranlar, hem de asla affedilemezler lakin sormak lazım değil mi? İnanarak bu tip insanlara, biz işlemiyor muyuz suç? Kandırılmaya, aldatılmaya bu kadar hazırsak; hak etmiyor muyuz aldatılmayı?

Düşünmemiz gerekmiyor mu, “hata sadece karşı tarafta mı?”

Bence üzerinde düşünülmesi gereken, iş işten geçmeden aklımızı kullanmaya başlamamız gereken bir mesele “aldatmak” meselesi.

Zira; “benim yoğurdum ekşidi” demenin zamanı geldi.

 

 

 

 
 
 
Etiketler: ALDATTILAR, BİZİ!,
Yorumlar
Bizim Gazete
Arşiv
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Haber Yazılımı